Namaz Nedir

Namaz sözlükte ‘’ibadet,eğilmek,kulluk etme,dua etmek’’ anlamlarına gelir.Buluğ çağına ermiş erkek ve kadınların günde beş defa ayrı ayrı vakitlerde yapılması farz kılınmış bir ibadettir.Ayrıca iki bayram namazı ve Cuma namazı vardır. Namaz vakitleri ezan ile bildirilir.Namaz kılmadan önce de abdest alması gerekir.

Namaz kuran da şu ayetlerle farz olduğu anlaşılır: ‘’’Hepiniz O’na yönelerek O’na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın’’(Rum suresi 30/31).‘’Namazı tam kılın, zekatı hakkıyla verin, rüku edenlerle beraber rüku edin.’’(Bakara 2/43)

‘’Onlara ancak, dini yalnız O’na has kılarak ve hanefiler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din budur.’’(Beyyine suresi 98/5 )

 

 Namazın Mahiyeti ve Önemi 

Namaz Allah’ın bize yapmamızı emrettiği ve doğru bir şekilde yaptığımızda ise bize cennetine alacağını bildirmiştir.Namazın önemi ile ilgili şöyle hadisler bulunur. ‘’Namaz dinin direğidir’’ (Tirmizi,İman,8)  buyurmuş ve secdeyi de kulun Allah’a en yakın olduğu hal olarak nitelendirmiştir (Müslim, ‘’Salat’’,215) 

   Başka bir hadiste ise şöyle söylenmiştir:‘’Bizim ile onlar arasındaki ahit,namazdır.Her kim namazı terkederse kafir olur.’’ (Nesâî, Salât, 8)  

Alimlerimiz bu hadisi şöyle yorumlamışlardır:

 Ahitten maksat ise Allah’ın yapılması için Müslümanlardan söz aldığı ameldir.Hz. Peygamber (s.a.v) ashabından namaz kılmaları konusunda biat almıştır.Namaz,Allah’ın ahit aldığı bir ibadettir.Namaz,Müslümanlar ile kafirleri birbirinden ayırır.Bu iki grup namaz ile birbirinden ayrılırlar.Küfür Allah’ın bize verdiği nimetlerin üstünü örtmektir.İman ise nimetleri nerden,nasıl,neden,kimden geldiğini bilmesidir.Bundan dolayı İmanı en büyük göstergesi şükürdür.Bu da iki grup arasındaki en büyük farktır.Eğer namaz kılınmazsa,iki grubu birbirinden ayıran temel etkenden de söz edilemez.Namazı terkit eden,kafirlere benzediği için tekfir edilir.

‘’Her kim namazı terk ederse kafir olur’’ ifadesi  ‘’namazı terk etmek kişiyi inkara götürür.’’şeklinde de anlaşılmıştır.Bu ifadeyi ‘’Her kim inkar ederek namazı terk ederse kafir olur’’ şeklindeki açıklayanlar da olmuştur.

İmam Ahmed b. Hanbel,hadisin zahirine dayanarak ‘’Namazı terk eden kafir olur.’’demiştir. 

          Doğrusunu en iyi ALLAH bilir.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi ise namazın mahiyetini şöyle  açıklamıştır.

 ‘’Oysa ki namaz bize asıl hedefimiz olan kabirde gıda ve ışık, cennet için ise bir sened olacağını, Sırat Köprüsünde ise nur ve binek olacağını söylemiştir

Namaz Çeşitleri 

Hanefiler dışında çoğunluk, vacip hüküm kategorisini kabul etmedikleri için namazı genel olarak farz ve nafile şeklinde iki gruba ayırmışlardır.Hanefilere  göre ise namazlar: a) farz   b) vacip   c) nafile  olmak üzere üç çeşittir.Bununla birlikte Hanefiler arasında farklı gruplamalar bulunmaktadır. Bunlardan birine göre namazlar; a)Allah’ın farz kıldığı (mektube) namazlar  b)Hz.Peygamberin sünneti ile sabit olan (mesnun) namazlar c)Nafile namazlar olmak üzere üç çeşittir.Hz.Peygamber’in sünnetiyle sabit olan namazlarda vacip olan ve vacip olmayan kısımlara ayrılır.

 

 

  Farz Namazları 

 

     Farz olan namazlar,ayni farz (ayn-ı farz) ve kifai farz (farz-ı kifaye) olmak üzere ikiye ayrılır.Farz-ı ayın olan namazlar yükümlülük çağında olan her müslümana farzdır.Her biri ayrı ayrı bunu yerine getirmekle mükelleftir.Farz-ı ayın olan namazlar,her gün beş vakit namaz ve her hafta cuma günleri kılınan namazlardır.

   Farz-ı kifaye olan namaz ise,bir müslüman öldüğünde başta yakınları,komşuları ve tanıyanları olmak üzere müslümanlarca kılınması gereken cenaze namazıdır.Birileri bu namazı kılınca öteki müslümanlar cenaze namazı kılmadıkları için sorumlu olmazlar. Sevap ve fazileti ise namazı kılanlar elde etmiş olur. 

   Vacip Namazlar 

Farz kadar kesin olmamakla beraber kuvvetli delillerle yapılması emredilen emredilen şeylerdir.Vacibi sebebsiz geçerli bir delili olmadan  inkar eden kafir olmasada fasık olur ve büyük günah işlemiş olur.

  Vacip namazlar ise şunlardır:Vitir ve bayram namazları ile tilâvet secdesi vacip hükmündedirler.. Adak namazı, sehiv secdesi ve bozulan nâfile namazın kazası da vâcip namaz hükmündedir. Vitir namazı üç rekât, bayram namazları ise ikişer rekâttır.

   Nafile Namazlar

 Farz veya vacip namazları dışında kalan resulullulah’ın yaptığı ibadetlerdir.Sünnetler müslümanların yapmak zorunda olmadığı ama Resulullah s).a.v) ümmet olabilmek şerefini hissetmek ve Resulullaha ittiba etmek için yaması halinde yoğun sevap kazanacağı işlere sevap denir. Sünnetlerin bir başka adı da nafiledir. Nafile sünnet demek sünnetde nafile demektir. Sünnetlerde ikiye ayrılır.Müekked olan ve Gayrı müekked olan sünnetlerdir.

  Müekked sünnetler Resulullah (s.a.v) sürekli yaptığı farz olmadığını göstermek için bazen yapmadığı ibadetlerdir.Müekked olan nafile namazları şunlardır.

  •        Sabah namazında farzdan önce   kılınan iki rekatlık sünnet namazı bununla ilgili şöyle bir hadis bulunur: “Sabah namazının iki rekatı sünneti dünyadan ve dünyada bulunan herşeyden daha hayırlıdır” (Müslim, Misâfirîn, 96, 97; Tirmizî, Salât, 190)  
  •        Öğle veya cuma namazından önce kılınan dört rekat namaz       
  •        Öğle namazından sonraki iki rekât namaz
  •        Akşam namazından sonra iki rekât. Bu da Allah elçisinin devam ettiği          sünnetlerdendir.
  •        Yatsı namazından sonra iki rekat. Bunun delili; Gün ve gecede on iki rekat nâfile namaza devam eden için Allah Teâlâ’nın cennette bir köşk bina edeceğini bildiren hadistir (Tirmizî, Salât, 189; Nesâî, Kıyâmül-Leyl, 66; İbn Mâce, İkâme, 100).
  •       Terâvih namazı: Bu namaz erkek ve kadın için müekked sünnettir

 

   Gayrı müekked sünnetler

ise  Resulullah’ın kesintisiz yapmadığı bazen yaptığı bazen yapmadığı ibadetlerdir.

  •  İkindi namazından önce tek selamla kılınan dört rekat namaz.
  •  Yatsı: namazından önce kılınan dört rekat namaz
  •  Evvâbîn namazı

Namazın Farzları

Namazın farzları altı farzı namazdan önce ve altı farzı ise namazın içindekiler olmak on iki tane farzı bulunur.  Namazdan önce olan farzlara Namazın Şartları namazın içinde olan farzlara ise Namazın Rükünleri denir. Bu on iki farzdan herhangi bir tanesi dahi yerine getirilmediğinde namaz kabul olmaz.

 Namazın Şartları 

  •  Hadesten taharet
  •  Necasetten taharet
  •  Setri  avret
  •  İstikbal-i kıble
  •  Vakit     
  •  Niyet 

 Namazın Rükünleri 

  • İftitah tekbiri 
  • Kıyam 
  • Kıraat  
  • Rükü 
  •  Secde 
  •  Ka’de-i ahire 

şeklinde sıralanır.

 

Namazın Şartları

 

       Hadesten Taharet  

 

Hades genel olarak hükmi,büyük kirlilik halidir.Cünüplük, adet görme (hayız) ve loğusallık gibi gusül yapmayı  gerektiren hallere ise büyük hades denilir.  Hadesten taharet ise bu halden temizlenme demektir.Bu hallerden temizlenmedikçe namaz kılınmaz.

 

      Necasetten taharet

 

Namaz kılacak kimsenin bedeninde,elbisesinde ve namaz kılacağı yerde necis(pis) olan  maddi kirlerden temizleme dir.

      Setr-i avret

Setr örtmek demektir. Avret,insanın vücudunda başkasını tarafında görülmesi günah sayılan yerlerdir.Setr-i avret görülmesi günah olan yerleri örtmek demektir.

Erkeklerde Setr-i Avret Olan Yerler

Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîler’ mezheplerine göre göbek ile diz kapağı arasıdır.Fakat Hanefi mezhebine göre göbek ile diz kapağı altına kadardır.

Kadınların Avret Yerleri 

 Hanefî, Malikî ve Şafiîlerle, Hanbelîlerdeki hakim görüşe göre, kadının el ve yüz dışında kalan bütün bedeni örtmesi gerekir. Hanefî mezhebindeki bir görüşe göre ayaklar da avret kapsamı dışında tutulmuştur. Şafiî ve Hanbelî mezheplerinde kadının namazda örtmesi gereken yerlere ayak da dahil edilirken Hanefî mezhebinde kadının çıplak ayaklı olarak namaz kılması caiz görülmüştür. Bu görüş ayrılıklarının sebebi “Onlar (kadınlar), kendiliğinden görünenler hariç, zinetlerini göstermesinler” (Nûr, 24/31) ayetindeki “kendiliğinden görünenler hariç” ifadesiyle ilgili farklı yorumlardır.

      İstikbal-i Kıble 

İstikbal-i kıble,namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir.Müslümanların kıblesi kabedir.Kabe denilince sadece bilinen bina değil, bu binanın bulunduğu yer kastedilir. Kabeyi gözle gören kişi bizzat Kabe’ye yönelir.Kabden uzak olan birisi Kabe’nin bizzat kendisine değil,onun bulunduğu tarafa yönelir.

      Vakit 

Namaz günün belli zaman diliminde yerine getirilmesi gereken bir farzdır.Bu nedenle farz namazları için vakit şarttır.Yine her farz namaza bağlı sünnet namazları,vitir,teravih ve bayram namazları içinde vakit şarttır.Bir farz namazı vaktinden önce kılınamayacağı gibi vaktinden sonrada kılınamaz.Farz namazı vakti içinde kılınmasa  vakti çıktıktan sonra kılınsa buna  kaza namazı denir.Bir namazı özürsüz bir şekilde başka bir vakte ertelenmesi günahtır.

     Niyet

Niyet konusunda Hz.Peygamber (s.a.v)  şöyle buyurmuştur. ‘’Ameller niyetlere göre değerlendirilir.’’(Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)                      Çünkü ihlas/samimiyet ancak niyet ile gerçekleşir.Allah Teala da bize ihlası emretmiştir: ‘’Halbuki onlara ancak,dini yalnız O’na has kılarak hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri emredildi.’’ (Beyyine suresi 98/5) Hanefi mezhebine göre kişi iftitah tekbirini almadan önce kılacağı namaza niyet eder. Şafi mezhebine göre niyet iftitah tekbiriyle bitişik şekilde yapılır  .Niyet,kişinin kalbi ile hangi namazı kılacağını bilmesi ile gerçekleşir.Bu konuda dil ile söylemek şart değildir.Çünkü niyet, kalp ile gerçekleşen bir fiildir.

Namaza başlamadan hemen önce niyet etmek ihtiyatlı bir davranıştır.İmam Muhammed’e evinden cemaatle farz kılmak üzere çıkan ve bir daha niyet getirmeden imama uyan kimsenin namazı sorulmuş.O da böyle birinin namazının geçerli olduğunu,niyet ettiğini gerçekleştirmek üzere hareket etmekle niyetini koruduğunu söylemiştir.

 

Namazın Rükünleri

  •  İftitah Tekbiri

İftitah ‘’başlamak,kapıyı açıp girmek’’ anlamlarına gelir.İftitah tekbiri namaza başlarken ellerini kaldırarak   alınan tekbir olup ‘’Allahüekber’’ cümlesini söylemektir.İmam Müslim,Vail b.Hacer’in Hz.Peygamberin (s.a.v) namaza başlarken ellerini kaldırıp tekbir getirdiğini nakletmiştir.Hadisin ravilerinden Hemmam da ellerini kulak hizasına kadar kalktığını tasvir etmiştir.(Müslim I,173.)

 Tekbir ile ilgili Hz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ‘’Namazın anahtarı temizlik,başlangıcı tekbir ve sonu selamdır.’’(Tirmizi I,5.)

 

  •  Kıyam 

   Kıyam ‘’Ayakta durmak,dikilmek’’ anlamlarına  gelir. Kıyam her rekatta Kuran’dan okunması gereken asgari miktarı okuma süresince  ayakta durmasıdır.   Allah Teala şöyle buyurmuştur: ‘’ Kalkıp huşu ile Allah’ın divanında durun’’(Bakara suresi 238)  

 

  •  Kıraat  

Kıraat ‘’okumak’’ anlamına gelir.Fıkıh ilminde ise ‘’Kur’an okumak’’ demektir. Namazda iken yani ayakta dururken bir miktar Kur’an okumak gerekir.Bununla ilgili Ebu Osman el-Hindi, Ebu Hureyre’nin şöyle söylediğini nakletmiştir:Hz. Peygamber (s.a.v) bana ‘’Çık! ‘Fatiha ve daha fazlası kadar da olsa Kur’an okumadan hiçbir namaz geçerli olmaz!’ diye Medine’de duyuru yap!’’ buyurdu.(Ebu Davud I,216)

 

  • Rükû 

    Rükû sözlükte eğilmek anlamına gelir.Rükûnün farz olduğuna delil ise ‘’ Rükû edin,secde edin’’ ayettidir.(Hacc suresi 77 ) Rükû eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir.Hz.Peygamber (s.a.v) uygulamasına en uygun rükü şekli,sırt ve baş düz bir satıh oluşturacak şekilde eğilmektir.Tarif edilen şekilde durup 3 defa en az 1 defa Sübhane rabbiyel azim diyecek kadar durmak kafidir.

  •  Secde    

Secde ‘’boyun eğmek,yere kapanmak,teslimiyet’’ gibi anlamlara gelir.Namazın her rekatında rükudan sonra eller (iki elin kemikleri) ,dizler (iki diz kapağı) ,ayaklar (iki ayağın uçları)  ve burunla birlikte alın yere konarak yapılır.Resulullah (s.a.v) ‘’Secde yedi kemik üzerine yapılır.’’ (Buhari,Ezan, 134)   Yukarıdan zikredilenlerden hangisi yerine getirilmez ise secde olmamış demektir.

Huzeyfe,rüku ve secdeyi tam yapmayan birini görmüş ve ona: ‘’Sen namaz kılmadın.Eğer ölmüş olsan ,Allah’ın Hz.Muhammed’(s.a.v) yarattığı fıtrat üzerine ölmemiş olurdun.’’(Buhari,I,90) Ebu Mes’ud el-Ensari de Hz.Peygamber’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: ‘’Kişinin rükü ve secdede belini dümdüz hale getirmeden kıldığı namaz geçerli olmaz.’’(Tirmizi I,165.)

  •  Ka’de-i Ahira 

Kelime anlamı son oturuşu olan ka’de-i ahira namazın rüknü olarak son rek’atte,secdelerden sonra bir süre oturmak demektir.Hanefilere göre bunun en azı Tahiyyat miktarıdır.Yani Tahiyyat’ı okuyacak kadar süredir.Şafilere ve Hanbelilere göre bunun en az süresi Tahiyyat ile birlikte salavat getirecek kadar bir vakittir.Malikiler ise selam vermeye elverişli bir süre kadar oturmakta farzın yerine getirileceğini görüşündedirler.

Namaz kılan kimse, yapabilme imkanı varken namazın şartlarından veya Rükünlerinden birini yerine getirmezse namazı geçersiz olur yeniden namaz kılması gerekir.

 

 

Namazın Vacipleri

  1.         Allahu Ekber sözü ile ile namaza başlamak:Bir rivayette Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur. ‘’Güzelce abdest alıp sonrada Allahu Ekber demeden hiç kimsenin namazı tam olmaz.’’ 
  2.          Fatiha suresi okumak:Ubâde b. Sâmit şöyle demiştir; “Hz. Peygamber şöyle dedi: “Namazda Fatiha sûresini okumayan kimsenin namazı geçerli değildir.” (Buhârî, 1422: I, 151).
  3.  Bir sure okumak: Rivayet edildiğine göre Yezid el-Fakir şöyle demiştir: Cabir b.Abdillah’ın şöyle söylediğini işittim: İlk iki rekatta Fatiha ile birlikte bir sure,son iki rekatta ise sadece Fatiha Suresi okunur.Biz, Fatiha Suresi ve daha fazlasını okumadan hiçbir namazın olamayacağını konuşurduk. Beyhaki şöyle demiştir:Buna delalet eden rivayet leri Hz.Ali,İbn Mes’ud ve Aişe’den naklettik.(Beyhaki,II,63)
  4.  İlk İki Rekatta Zammı Sure Okumak: Ebu Katade’nin şöyle söylediği nakledilmiştir. ‘’ Hz.Peygamber (s.a.v) öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatında Fatiha Suresi ve onunla birlikte bir sure daha okurdu Bazen de okuduğu ayeti bize işittirirdi.İlk rekatı daha uzun tutardı.’’ (Buhari,I,187.)
  5.  Rükü ve Secdeyi tam yapmak: Hz. Peygamber (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur: ‘’Rükü ve secdeyi tam yapın.Allah’a yemin olsun ki,siz rüküya eğildiğiniz zaman ve secde ettiğiniz vakit ben sizi arkamda görüyorum.’’(Müslim,I,320)
  6.  Tuma’nine: Rükünler düzgün,yerli yerinde yapmak ve düzenli yapmaktır.Tuma’nine riayet eden kimse rükünleri olması gerektiği gibi yapar.Böylece kişinin namazı üstünkörü kılmamış olur.Tuma’nine, Ebû Yûsuf’a ve Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebe göre, ayrı bir rükün veya rüknün şartı olması itibariyle farzdır. Hanefî mezhebine göre (Ebû Hanîfe ve Muhammed’e göre) ise vâciptir. 

 

Ebu Hureyre’den nakledilen ve yanlış namaz kılan kimseden bahsedilen hadiste şöyle geçmektedir. ‘’Namaz kılmak üzere ayağa kalktığın zaman tekbir getir.Sonra kolayına gelen Kur’an ayetlerinden oku. rüku’ya eğil ve tam olarak ruhi tatmin yaşayayıncaya kadar rükuda kal.Sonra doğrul ve dümdüz ayakta dur.Ardından secdeye git ve tam olarak ruhi tatmin yaşayıncaya kadar secdede kal.Sonra doğrul yine,tam olarak otur.Ardından tekrar secdeye git ve tam olarak ruhi tatmin yaşayıncaya kadar secdede kal. Sonra namazının geri kalan kısmını da böyle kıl.’’ (Buhari I,190.)

7. Yedi Organ Üzerine secde etmek: İbn Abbas’tan nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ‘’(Hz.Peygamber (s.a.v) eli ile burnunu işaret ederek ), alın, iki el, iki ayak, ve ayak uçları, yani yedi kemik üzerine secde etmem, elbisemi ve saçımı toplamamam bana emredildi.’’ (Müslim, I,353.) 

8. Secdede Burnu Yere Değdirmek: İbn Abbas’tan nakledildiğine göre Hz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur. ‘’ Secde ettiği zaman her kim burnunu da alnı ile birlikte  yere değdirmez ise namazı olmamıştır.’’ (Taberani, XI, 263.)

9. İki Secde Arasında Oturmak: Ebu Humeyd se-Saidi Hz.Peygamber’in (s.a.v) namazını tasvir ederken şöyle demiştir: ‘’Sonra secde etmek üzere eğildi. Bu esnada ‘’Allahu Ekber’’ dedi. Sonra kollarını açtı, pazularını karnından ayırdı, ayak parmaklarını açtı. Ardından sol ayağını katladı ve onun üzerine oturdu. Bütün kemiklerini yerine gelinceye kadar oturdu.’’ ( el-Benna, Şerhu’l- Müsned, III,277)

10. Son Oturuş:   Yanlış namaz kılan kimseden söz eden ve Rıfaa b.Rafi tarafından nakledilen  hadiste şöyle geçmektedir: ‘’ Namazının ortasında oturduğun zaman, tam olarak otur ve sol baldırını yay, sonra teşehhüd duasını oku.Ayağa kalktığın zaman da namazı bitirinceye kadar yap.’’ Abdullah b. Buhayne’nin şöyle söylediği nakledilmiştir: ‘’Hz.Peygamber (s.a.v) bir vaktin iki rekatını bize kıldırdı. Ardından oturmadan ayağa kalktı.İnsanlarda onunla birlikte ayağa kalktı. Hz.Peygamber (s.a.v) namazı tamamlayınca selam vermesini bekledik.Ama o, selam vermeden oturduğu  esnada iki kez secde yaptı, daha sonra selam verdi.’’ (Müslim,I, 399)

11. Et-Tehiyyatü Duasını Okumak: Hz.Aişe’nin şöyle söylediği nakledilmiştir: ‘’ Hz. Peygamber (s.a.v) namaz tekbir,kıraate Elhamdüllilahi Rabbi’l-alemin ile başlardı,rüküya eğilince ne başını ne yukarı kaldırırdı ne aşağı eğerdi, ikisinin ortası bir halde tutardı. Başını rükudan kaldırınca tam olarak doğrulmadan secdeye gitmezdi. Başını secdeden kaldırdığı zaman tam olarak oturmadan secdeye gitmezdi. Her iki rekatta sağ ayağını dikip sol ayağını katlayarak oturup et-Tahiyyatu duasını okurdu. Köpek oturuşu gibi oturma ile kişinin kollarını yırtıcı hayvanlar gibi açmasını yasaklardı.Namazını selam ile tamamlardı.(Müslim, I, 358)

12. Selam: Abdullah b. Me’sud’dan nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) sağına ve soluna ‘’Esselamü aleyküm ve rahmetullah’’diyerek selam verirdi.

13. Kıraatin açıktan okunduğu namazlarda açıktan, gizli okunduğu namazlarda gizli okunduğu namazlarda gizli okumak: Ata b. Ebi Rebah, Ebu Hureyrenin şöyle söylediğini nakletmiştir: ‘’Her namazda Kur’an okunur. Hz. Peygamber’in (s.a.v) okuduğunu bize işittirdiği namazda bizde onun okuduklarımızı size işittirdik. Onun bize duyurmadıkları namazlarda biz de size okuduklarımızı duyurmadık. (Ebu Davud, I, 212)                                                                                                                                              

Ebu Ma’mer’den şöyle nakledilmiştir: Habbab’a ‘’Hz. Peygamber (s.a.v) öğle, ikindi namazlarında Kur’an okur muydu? diye sorduk.O ‘’Evet ‘’ cevabını verince biz peki bunu nerden biliyordunuz?’’ diye sorduk. Bunun üzerine o ‘’ Sakalından oynamasından’’ şeklinde cevap verdi. 

Ümmü’l-Fadl  bint Haris oğlu İbn Abbas’ın mürselat suresini okuduğunu işitince ‘’Kuzum, bu sureyi okumakla, bana Hz. Peygamber’in (s.a.v) akşam namazında en son bu  sureyi okuduğunu hatırlattın.’’ demiştir.(Buhari,I,105.)    

14. Sehiv Secdesi: Hz. Peygamber (s.a.v) sehiv secdesi ile ilgili şöyle buyurdu: ‘’Biriniz namazında şüpheye düşerse doğrusu araştırsınve namazını kanaatine göre tamamlasın,sonra selam versin ve sehiv secdesi yapsın’’ (Buhari, ‘’salat’’,31)

Abdullah bin Buheyne (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazların birinde bize onun iki rekâtını kıldırdı. Sonra ikinci rekâtın teşehhüdüne oturmadan ayağa kalktı. İnsanlar da onunla beraber ayağa kalktılar. Namazını tamamladığı vakit biz selam vermesini beklerken selam vermeden önce tekbir aldı ve oturur halde iki kere sehvi için secde yaptı sonra selam verdi.”

Buhari 1160, Müslim 570/85, İbni Hibban 2677, Hâkim 1204

15. Kıraat Dışında İmama Tabi Olmak: Enes b.Malik Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdurduğunu nakletmiştir: ‘’ İmam kendisine uyulan biri yapılmıştır. İmam ayakta namaz kıldığı zaman siz de ayakta namaz kılın, o rüküya eğilince sizde hemen peşinden rüküya eğilin, o rüküdan doğrulunca sizde hemen doğrulun, o (Semiallahu limen hamideh)  deyince sizde hemen ardından (Rabbena leke’l-hamd) deyin,o ayakta namaz kıldığı zaman siz de ayakta namaz kılın, o oturarak namaz kılarsa siz de hep beraber oturarak namaz kılın.’’ Hümeydi şöyle demiştir: Hz. Peygamber’in (s.a.v) ‘’ O oturarak namaz kılarsa siz de hep beraber oturarak namaz kılın.’’ sözü, ilk önceleri yakalanmış bir hastalık esnasında söylemiştir. Daha sonra Hz. Peygamber (s.a.v) oturarak arkasındaki cemaat ise ayakta namaz kılmıştır.Hz. Peygamber (s.a.v) de onlara oturmalarını emretmemiştir. Dolayısıyla Allah Resulü’nün (s.a.v) son uygulanması esas alınır.’’ (Buhari,I, 169) Abdullah b.Yezid şöyle demiştir: Yalan söylemeyen Bera bana şöyle anlattı: Ashab-ı kiram Hz. Peygamber (s.a.v) arkasında namaz kılardı. O rüküdan doğrulup alnını secdeye koymadan hiç kimsenin belini eğmediğini görmedim.Hz. Peygamber (s.a.v) secdeye varınca onun arkasındakiler de hemen secdeye kapanırlardı.’’ (Müslim, I, 345) 

Bir başka rivayette ise hadisin son kısmı şöyle geçmektedir: ‘’Hz.Peygamber (s.a.v) rüküdan doğrulunca (Semiallahu limen hamideh) derdi.Hz. Peygamber’in (s.a.v) alnını secdeye koyduğunu görmediğimiz sürece ayakta durmaya devam ederdik.Onun alnını secdeye koyduğunu gördükten sonra ise, ona tabi olurduk.’’( Müslim,I,345)     

16. Secde Ayetinin Okunması Durumunda Tilavet secdesi yapmak: Ebu Rafi’nin şöyle söylediği nakledilmiştir: Ebu Hureyre ile birlikte yatsı namazını kıldım namazda inşikak Suresi’ni okudu ve secde yaptı. Ona ‘’Bu, ne secdesi?’’diye sordum. Oda şöyle cevap verdi: ‘’Ebul Kasım’ın Efendimizin (s.a.v) arkasında namaz kılarken bu ayet okununca secde ettim.Onunla buluşuncaya kadar da bu ayeti okuduğum zaman secde etmeye devam edeceğim.’’ (Müslim,I, 407)

 

 

 

 

Tags:
Blog Comments

Çok eksiklerim varmış allah hezar kere razı olsun

Namazla ilgili güzel Bir çalışma…

Allah Razı Olsun

Yorum yap
Tıkla gönder.
1
Hızlı iletişim ;)
Merhaba https://mavera.com.tr/2020/11/30/namaz-nedir üzerinden ulaşmaktayım.