Selamün aleyküm değerli arkadaşlar;

Hepimizin istediği özlediği sabahtan akşama kadar koşturduğu ve elde edemediği ne yazık ki peşinden sürekli olarak koşturduğu (para) değil sadece parayla sınırlamamak lazım biri mesela karşı bir cinsten hoşlanıyor onun için koşturuyor hepimiz ne için koşturuyoruz?

Mutlu olmak İçin huzurlu olmak için Annemiz babamız ne için üzerimizde titriyor? işte gelecekte bu insanlar rezil rüsva olmasınlar diye bu çocuğumuz rezil olmasın bu çocuğumuz öğretmen olsun, doktor olsun, mühendis olsun bunun için koşturulduk, koşturuluyoruz koşturulmaya da devam ediyoruz.  Bizde yaşlanınca aynı mantığa bürüneceğiz çocuklarımızı böyle dünya İçin dünyada bir makama ulaşması İçin elimizden gelen herşeyi yapacağız ama bumudur mutluluk? hakikatten huzur bu mudur yani bizim kalbimizi tatmin edecek şey bu mudur? ben düşündüm çok düşündüm acaba kalbimi ne tatmin edebilir? para mı dedim para oldu ben yine tatmin olmadım yemek mi dedim en güzel yemekleri yedim arkadaşlar şahitler yine tatmin olmadım evlilik dedim evlendim yine tatmin olmadım çocuğum olsun çocuğum oldu yine o çocuk beni tatmin etmedi dünyadaki hiç birşey devamı olmadığı için fani yani geçici olduğu için bizleri tatmin etmiyor ve etmeyecek dünya sevgisi..

Resulallah Sallallahu aleyhi ve sellem diyorki bütün hataların başıdır en büyük hata dünya sevgisidir dünya sevgisi deniz suyuna benzer deniz suyunu bilirsiniz tuzlu! Düşünün denizin ortasında suyunuz da bitmiş susuzluktan böyle gebereceksiniz hemen ne yaparsınız denizin tuzlu suyundan içersiniz daha önce onbeş yirmi daha susayan adam üç dakikaya düşer daha çok susama ya başlar niye çünkü tuzludur bidaha içer bidaha susar bidaha içer bidaha susar taki su o adamı patlatana kadar İçer aynen öyle arkadaşlar bakın biriktirdiklerimize bakın kalbimize koyduklarımıza bakın insanları parayla ölçüyoruz insanların değeri gözümüzde arabası varmı, gözümüzde yahu ben memurum yeni getirdiğin arkadaş memur mu nerede çalışıyor bu adam askeri ücretlimi?

Bakın arkadaşlar birbirimizi bu noktalarda ölçer hale geldik huzur bu mu ya? Adam diyor ki; bir evim olsun! Eşim beni geçen tongaya düşürmeye çalışıyor suruçlu ya 🙂 Dedi dua edelim bir evimiz olsun. Dua edelim kısmı bana ait evimiz olsun kısmı ona ait(eşime). Dedim dua edelim, dedi evet evimiz olsun. Aynen dedim et, dedim evimiz olsun dedim evi alınca bütün sorunlar çözülüyor mu mutlu mesut mu olacağız? yav dedi evet yav kiradayız dedi hakikaten çekilmiyor kira dedi niye dedim kiradayız kimse bize çık demiyor kimse bizi kovalamıyor 1 yıllığına anlaşmışız çıkartamazlar da kimse kapıyı da çalmıyor. 1 yıl ev bizim aslında evimiz var. Dedi olsun insanın evi gibisi yok tamam dedim.

Peki sonrasında birşey istiyor musun? ev almışken bu koltuklarıda bir değiştiririz dedi değil mi? e dedim koltuğu da aldım sonra? perdeler tamam perdeleri de değiştirdim hepsi bu kadar mı? Ya büşranın odası, çocuk odası da? Dedim oğlum bizim odamız mı vardı la küçükken annemiz babamızla yan yana Bir döşek seriyorduk yatıyorduk lan dedim yani böyle derim yani biliyorsunuz demişimdir dediğimi düşünüyorum yok dedim yav elhamdülillah dedim.

Yani arkadaşlar burda anlatmak istediğim şey bu bitmiyor isteklerimiz yav bakın arılara arı gibi Çalışıyorlar bal üretmek için o çiçekten o çiçeğe o çiçekten o çiçeğe koşuyorlar. Sineklere bakın bu yerde bu mikrop Gördüler mi hemen yapışıyorlar, alıyorlar. Allah Allah o mikrobu adeta yok ediyorlar. Bakın atlara yüklerimizi taşıyorlar. Arkadaşlar kedilere bakın sokakta o fazladan kalmış attığınız o ekmekler var ya onları kediler tüketiyorlar. Hepsi kendi fıtratına uygun işte koşturuyor durmuyor bakın balıklara,  balinalara, köstebeklere hepsi kendi gayesinin peşinden koşturuyor, şaşmıyor.

Bulutlara bakın, rüzgarlara bakın, aşılanma mevsimindeki bitkilere bakın herşey bizim. İnsan dışındaki bütün varlıklar canlı ve cansız bütün varlıklar biz insanız ve içimizdeki bütün hücreler hepsi ne için varsa onun için koşturuyor adeta bu masa gibi bu masa ne için var işte bu eşyaları ev sahipliği için var değil mi ? Ben buraya suyumu indireceğim, çayımı indireceğim, kitabımı indireceğim bu kamera ne için var video çekmek için var şu anı ölümsüzleştirmek için telefon ne için var iletişim kurmak için güneş ne için Var işte bu dünyamızı aydınlatmak için ısıtmak için ondan süzülen ışığın içindeki o yedi rengin şu an buradaki tecellilerini görmek için çiçeğin rengi ne renk kırmızı mı, sarı mı, beyaz mı, mavi mi bunu anlamak için bunu görmek için güneş adeta yıllardır çalışıyor, ay çalışıyor, yıldızlar çalışıyor bu kainattaki herşey kendi gayesine hizmet ediyor hatta insan eliyle yapilmiş bir gözlük ne için var ? o insanın gözü uzağı veya yakını görmüyordur, bir hastalığı vardır, o hastalıktan o adamı bertaraf etmek için var o bile hizmet etmek için var bizim gözümüz, kulağımız, dilimiz ayağımız aklımız en önemlisi kalbimiz neye hizmet ediyor yav kendi kendimi ele aldım dedim hele bi dökeyim bu kalbimi ne var bunun içinde bi baktım beton yığınları çıktı baktım araba arabam var ha bir üstü daha güzeldir otomatik olsa yorulmam daha üstü bir baktım cep telefonun daha üstü işte biraz daha rahat edeyim onun üstü, bunun üstü her noktada baktım ki bende şiddetli ihtiyaç var bakıyorum zamanla o işte benim Allah’ı tanımam gerekiyor.

Çünkü kuş diyor gel ben sana Allah’tan bahsedeceğim kuş diyor ki; benim bir sürü türüm var Allah Yaratmış boşuna mıyım ben uçacağım bir kaç yıl birden gideceğim

Kelebek diyor;  ben bir gün yaşıyorum yav el insaf yav geliyorum bir iki gün yaşıyorum tam dedim tamam hoş oldu göçüp gidiyorum yav bak ben sana birşey anlatmak İstiyorum üstümdeki renklerle desenlerle bakarak birşeylere fısıldamak istiyorum aç gözlerini yık artık bu gafleti yav uyan bu gaflet duygusundan.

Güneş diyor ki; ben hergün doğuyorum niye hiç düşünmüyorsun bu güneş hep doğuyor ne için koşturuluyor ekmek sabah kahvaltısında bize konuşuyor diyor ki; yav kendine gel kendine sen lezzet alıyorsun ama ben başka bir iş için burdayım sen lezzet alırken şahit olman İçin burdayım bu dili bir köpek gibi kullanma, bu gözü haramlardan çevir, bu ayakları sabit yerlere, doğru yerlere at, bu aklı doğru İşler için çalıştır bunu söylüyor. Her gün her gün içimizdeki trilyonlarca katrliyonlarca hücre bize bağırıyor diyor ki; Allah var! Allah var! Allah var! Allah var..!

Arkadaşlar Üstad diyor ki; Silsile-i Nakşiyenin kahramanı ve güneşi olan İmamı Rabbani (R.a.) mektubatında demiş ki; Bakın Hakaiki İmaniyede İman hakikatlerinden bir meselenin inkişafi yani bu gün Allah’ın varlığı, bu gün Kur’an’ın hak kitap oluşu, bu gün peygamberin hak peygamber oluşu, bu gün meleklere İman, ahirete iman bunlardan herhangi Birinin cüzi bir meselesinin İnkişaf etmesi inkisafi binler ezvaca ve binler mevacide ve binler keremata tercih ederim demiş. İmamı Rabbani demiş bunu mektubatında bu iman meselesinin açığa çıkması için diyor ki; ben binler kerameti tercih ederim demiş. yani o olsun da bu kerametler zaten onun için var diyor başka bir yerde de diyor ki hem demiş ki; bütün tarikatların noktası muntehasi yani varmak istedikleri nokta hakaiki imaniyenin İnkişafi dır. Yani bu kadar cemaatler, bu kadar tarikatlar, bu kadar camiler, bu kadar hocalar, bu kadar insanlar, insanlar dışındaki Bu Kadar Varlıklar Allah’tan bahsediyor hatta okuduğumuz ilimler bile Allah’tan bahsediyor fen Allah’tan bahsediyor, kimya Allah’tan bahsediyor, biyoloji Allah’tan bahsediyor bu gün tıp tıpın içinde Diş doktorluğu var Allah’tan bahsediyor ya dişim kırıldı üzülüyorsun ama o dişi yapmak için koşturuyorsun biryerlerde, orada aklına Allah gelmiyor, kahvaltıda aklına Allah gelmiyor, nefes alıp verirken aklına Allah Gelmiyor, işte bizim meselemiz en büyük problemimiz aklıma Allah gelmiyor yav niye biz bu gafletin içine batmışız nasıl ayılabiliriz bende bunu söyledim ben bu kadar beton yığınından, bu kadar tenekeden, en lezzetli yiyeceklerden bunlar için koşturuyorum bütün vaktimi bunlara harcıyorum nasıl sıyrılabilirim yab dedim kendi içime bağırdım bir baktım ki Üstad iç kısmında meseleyi halletmiş

20. mektupta; “Bismihi Subhenehu ve in min şeyin illa yussebihi bi hemdihi” Makaddime giriş kattiyen bil ki kesin olarak bil ki hilkatin yaratılışın En Yüksek gayesi ve fıtratın En yüce neticesi sonucu İmanı Billahtır.

Arkadaşlar yediğiniz, İçtiğiniz, duyduğunuz, gördüğünüz yani beş duyu organınızla şehadet ettiğiniz herşey ilk başta Allah’tan bahsediyor. Her şey burda gördüğünüz teknoloji bile Allah’tan bahsediyor kamera, cep telefonu, her eser Allah’tan bahsediyor. Ama okumasını bilene çünkü Üstad ne dedi hilkatin yaratılışın en yüksek gayesi Gaye Çok önemli biz gaye ile ilgili üç saat konuşuruz terlersiniz artık bir çocuk dünyaya geldi. Anne baba onu hangi gaye İle büyütüyor? Çocuğumuz işte doktor olsun, mühendis o, inşaat mühendisi olsun ama yüksek inşaat mühendisi olsun, yüksek ziraat mühendisi ne yapar buğday, arpa, yulaf, bunları daha birbirinden ayırmak için koskoca bir fakülte kurulmuş. Ziraat mühendisliği koskoca bir fakülte ne yapıyor Biliyor musunuz? Allah’ın ol diyip oldurduğu eşyayı çözmeye çalışıyor, bir birinden ayırmaya çalışıyor. Bak adamın mertebesine bak yüksek bilmem ne mühendisi vuruyor Yerden mazot çıkartıyor benzin çıkarıyor v.s. yakıt çıkarıyor senin Unvanın ne diyor ki; Ben yüksek petrol mühendisiyim. Peki o petrol nasıl oluyor? niye oluyor? bu işlerin gayesi ne? biz bu dünyaya ne için geldik? bir kere o çocuğa onu öğretmemiz lazım sen nasıl oluştun, nereden geldin, nereye gideceksin, bütün insanlar yıllar boyunca bunu araştırmışlar ben nereden geldim, ne yapıyorum, nereye gideceğim.

Arkadaşlar en büyük meselemiz bu, Allah’ı tanımak, Allah’ı tanımak en yüksek gaye. Bakın bu kamera ne için var? gayesi ne? çekim yapmak için, video çekmek için, fotoğraf çekmek için, inek süt vermek için gerekirse etini vermek için doğru mu? Gerekirse derisini vermek için var doğru mu? Bir koyun yine bunun için var bir kelebek gelecek Allah’ın isim ve sıfatlarını bize gösterecek oysa onların hepsi yani ineğin Süt vermesinden ziyade inek bize haykırıyor yahu inek diyor ki; bak sen insansın aklın var Allah sana akıl nimetini vermiş. Bu meseleyi anlama kabiliyetini vermiş yani idrak vermiş fehim vermiş anlama algılama kabiliyeti vermiş bak ben bir ineğim bilmiyorum bilmediğim halde içimde senin vücuduna iyi gelecek bir şey üretiyorum, ben bunu yapmıyorum çünkü fışkıyla kan aynı yerden geçiyor ve orada süt meydana geliyor. Ben bunu ayrıştıramam bizim yüksek teknolojilerimiz var, bizim elimizle yaptıklarımız bu gün böbrek hastası bir adam Allah Kimseye göstermesin giriyor o diyaliz makinesine bir giriyor bir çıkıyor sanki yüz kişi o adamı vurmuş her tarafı mos mor amca ne oldu sana valla diyalizden geliyorum adam sedyede eve gidiyor sedyede. Biz şu kadar iki tane et parçasına sahibiz ne kimse bizi dövdü, ne kimse bir şey yaptı biz yemeğe içmeye devam ettik, koşmaya top oynamaya devam ettik onlar gayesini yerine getirdi o böbrekler o meseleyi halletti dedim ya vücudumuzdaki ve insan dışındaki her şey gayesine hizmet ediyor. Peki insanın gayesi ne? eti yenmez, sütü içilmez doğru mu? Anne istediği zaman süt verebilir mi vermez o çocuk geliyor çocuk gelmeden önce sütü geliyor. Demek ki o sütü getiren o kadın değilmiş getiremez. Buradaki gaye ne Allah diyor ki ben varım Allah bize çocuk verirken kendini hatırlatıyor.

Allah bize eşya verirken kendini anlatıyor Allah Bize bu kadar varlık vermiş ey insan aynanın karşısında saçına kılık kıyafetine dikkat ettiğin kadar yahu bu gözü ne için vermiş, Allah bu aklı yani bu gözü sorgulama aklını niye vermiş bu Allah, Yahu bu kitabi ne için göndermiş bu Kur’ani Kerim’i en sevdiğimiz kişiden Çince İspanyolca İngilizce Fransızca çok bilmediğimiz bir dilde Flemenkçe dilinde bir mesaj gönderse en sevdiğimiz kişi bir mesaj attı la bu ne anlamadım bu nasıl alfabe bu nasıl harfler hemen ne yaparız google ye tak okuruz orda hemen mesela açıklanır. İşte seni seviyorum demiş hemen ne yaptık anladık. Yahu Allah bize bu kitabı göndermiş 6000 den fazla mesaj var ve bize bir mesajda bunu demiş ben insanları Allah’u Teala gayesini açıklıyor. Ben insanları ben insanları, maymun demiyor, köpek demiyor, eşek demiyor affedersin ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

Ama biz birinci sıraya bunu koymamışız kulluk meselesini, birinci sıraya işi koymuşuz çocuk koymuşuz yahu geçen bir ayete denk geldim diyor ki; o karı kocanın yanına gelirler sonra kadın diyor ağırlık yüklenir yani gebe kalır erkek ve kadın dua ederler rabbine derler ki bize sıhhatli bir evlat ver ki bizde size şükredenlerden olalım ondan sonrada Allah onlara sağlıklı bir çocuk verince de bu sefer onlar Allah’a o çocuğa ortak koşarlar şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl oluyor ben bile o ayete geldim şok oldum benim kızım Büşra, canım büşra, gülüm büşra her şeyim Büşra sana kurban olurum diyor eşim yahu kurban olma bu çocuğa yarın Allah bir hastalık verir bizden alır. Gönderdim fırına büyüdü 1 2 yaş daha büyüdü fırına gönderdin orda bir araba çarptı ölür. Allah alır sen ona kurban olduğun için zaten başta en başta hata yaptın. Allah’a kurban olmadın çocuğa kurban oldun işte ortak koştun ortak koşuyoruz işte farkında olmadan kendi çocuğumuzu Allah’a ortak koşuyoruz. İşimizi Allah a ortak koşuyoruz. Patronum sen olmasan ben açlıktan ölürüm niye arkadaşlar bunlar niye meydana geliyor bizim Rabbimizi tanımamız ile alakalı o yüzden gayemizi bilmiyoruz. Bir eşya 4 şeyden sorulur mesela burada bir eşya var bu bir eşya bunun maddesi ne cam değil mi? bu hangi fiilin sonucunda hangi alimin ilminden çıktı? işte bardak ustası bilmem kim? onun fiilinin sonucunda bir bardak ortaya çıktı ondan sonra deriz ki; şekli ne? geoit yada yuvarlaktır deriz.

Uzayda böyle bir renk kaplıyor deriz. Bir eşya ile ilgili konuşuyorum en sonuncu soru şu bu bardak ne için var yani bu bardağın gayesi ne arkadaşlar bu basit bardak gayesine hizmet edecek ve sen aklı başında olup düğüne giderken süsleniyorsun, dışarı çıkarken süsleniyorsun akıl seni bunlara yönlendiriyor, okula giderken ona göre kılık kıyafetine dikkat gösteriyorsun, yurtdışına çıkarken her şeye dikkat ediyorsun ama Allah’ın emrettiklerini yapmıyorsun ama bu bardak ustası tarafından bu şekilde tasarlanmış gayesine hizmet edecek sen akılıyım diye sokakta dolaşacaksın gayene hizmet etmeyeceksin.

O zaman ne yapacağız? aklımızı atacağız arkadaşlar, akıldan uzaklaşacağız, hayvan olacak kurtulacağız kurtulabilir miyiz? yine olmayacak yani sen istesen dahi hayvan olamıyorsun. İnsanda orta yoktur ya yolu alay iliğine yukarıların yukarısına çıkmaktır yada esfeli safiline aşağıların aşağısına inmektir. Bir insan farkında olmadan hayvan dahi olamıyor. Birine kızıyorsun eşek diyorsun o adam belki eşekliğe bile layık değil çünkü gayesine hizmet etmiyor eşek gayesine hizmet ediyor. Allah’ı anıyor sürekli olarak anırarak yükümüzü taşıyor sürekli olarak Allah

öyle bir özellik verdi dedi ki; Sen bu insanlara yardımcı olacaksın o da hiç onun dışına çıkmıyor yapıyor ama ben insan, Allah bana demiş ki; Bana İbadet edeceksin ama mesele ne başta onu tanımak zaten tanıdıktan sonra ibadet edebilirsin tanımadan nasıl ibadet edeceksin? tanımadan nasıl seveceksin? Tanımak!

Resulallah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yanına geliyorlar; Ya Resulallah bize öyle bir amel söyle ki Allah bizden razı olsun, bizi cennetle müjdelesin, bize öyle bir amel söyle. Resulallah Sallallahu Aleyhi ve Sellem diyor ki; Allah’ı bilmek yani İman-ı billah sahabiler gidiyorlar bir daha geri geliyorlar Ya Resulallah biz yani ne kadar namaz kılalım? cihad mı edelim? ne yapalım? oruç mu tutalım? sonunda Allah bizden razı olsun. Biz bir amel istiyoruz yine diyor; Allah’ı bilmek iman-ı billah. Ya Resulullah her şeyin doğrusunu sen bilirsin, senin söylediğinden sual edilmez, sual olmaz ama biz amelden bahsediyoruz sen bize ilimden cevap veriyorsun. Resulallah 3 kere tekrarlattıktan sonra meseleyi şu açıklamayı yapıyor diyor ki; az amelle Allah’ı bilmek netice verir. çok amelle Allah’ı bilmemek netice vermez çarpı sıfır yani kime iman ediyorsun mesele sadece bu değil biz niye mutlu olamıyoruz, niye tatmin olamıyoruz meselenin kaynağı da bu Allah’ı anmak şifadır doğru mu, kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur, tatmin olur.

Yine ayet yaratılışın en yüksek gayesi biz niye yaratılmışız? ona iman edip, ona kulluk edebilmek için yaratılmışız. Birinci sırada tabi ki doktor olun, öğretmen olun, ne olursanız olun ama ilk başta Allah’ı tanıyan, ona hakkıyla iman eden bir kul olun çünkü en yüksek gaye bu ve fıtratın en yüce neticesi bu fıtrat niye var? neticesi ne? Allah’a kulluk edip işte alay illigine çıkıp cennete uçmak yoksa aşağıların aşağısına düşüyoruz aklını kullanıyor mu o adam? yani bu gün arka sokaklarda bir çocuk esrar tüketiyor. Bu çocuk aklını kullanarak mı onu yaptı? Vallahi yok, akılsızlık yaptı bir derdi vardı bunula unuturum dedi. Gidiyor içki içiyor yine onunla alakalı akılsızlık ediyor. Çünkü akıl doğru noktada çalışmıyor İman-ı Billah birincisi ve insaniyetin en ali mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı cumhurbaşkanı olmak, dünyayı yöneten büyük bir lider olmak, istediği yeri onaran büyük bir zat olmak bu mu? insaniyetin beşeriyetin en büyük makamı İman-ı Billah içindeki Marifetullahtır. İman-ı Billah İçindeki Marifetullah yani biz bu dünyaya geldik;

1) Allah’ı tanıyacağız 2) Allah’u Teala bu kainatta isim ve sıfatlarıyla, esmalarıyla neler yapıyor? Bunu anlayacağız. niye  Allah bu kadar kuşu yaratmış niye tefekkür etmiyoruz ki bu gün bir iş için, bir ticaret için 1 hafta, 1 ay belki 1 yıl kafamızda tilkiler dönüyor. Bunu böyle yapsam, şunu şöyle yapsam bir sürü fizibiliteler yapıyoruz, tefekkür ediyoruz. Biraz geleceği görmeye çalışıyoruz aslında, buradan buraya satsam, oradan biraz mal getirsem daha millet bilmeden piyasaya sürsem off işte 3 üm 5 olacak 5 im 10 olacak bak tefekkür ederek neden yaptık ticari anlamda, maddi anlamda para kazandık. Manevi anlamda ne için bir gayretimiz yok, manevi olarak biz ne için bu tefekkür penceremizi kapalı tutuyoruz. Allah bize bir pencere yaratmış kalbimize, o kalbimizdeki pencereden bütün eşyanın mahiyetini çözüyoruz hikmet penceresi ama sen hikmetli olarak bereye bakıyorsun? cep telefonuna, teknolojiye, ticaretine orda aldanıyorsun işte Erzurum’da Habib Baba diye kamil bir insan var zamanında herkes tanıyor. Yeni bir vali atanıyor oraya Erzurum’a işte halkı tanımaya çalışıyor orda  Büyükler kimdir soruyorlar; Burada kamil biri var mı? büyük bir adam var mı? herkes diyor; Habib Baba var Habib Baba bu da diyor ki; Bu Habib Babanın meselesi nedir? ben bunu bir anlayayım, algılayayım nedir? necidir bu adam? Takip ediyor ondan sonra bir gün hamama gidiyor işte içeriye kapıdaki görevli almıyor; Vali bey sizi alamam vali soruyor; neden? görevli diyor ki; İçerde Habib Baba var yıkanıyor. O çıksın, çıkmak üzere sonra sizi alayım o da diyor ki; yok dur ben gireceğim diyor bir şeyi test edeceğim diyor vali içeri giriyor ondan sonra eline keseyi alıyor diyor ki baba sırtını keseleyebilir miyim? kesele yavrum kesele diyor Habib Baba ondan sonra muhabbet ediyorlar, sohbet ediyorlar necisin falan filan böyle Habib babaya diyor ki; Bak sen yaşlı adamsın devlete intisap etsen, devlete gitsen desen ki ben yaşlıyım  bana bir yardımcı olun sana bir maaş bağlarlar şimdi bağlıyorlar ya sana bir maaş bağlarlar yani diyor ki devlete intisap et sırtını onlara daya Habib Baba diyor ki; ben öyle bir zata sırtımı dayamışım ki Erzurum’un valisi sırtımı keseliyor.

Mesele ne arkadaşlar? üstad diyor ki; Paris’in localarına gidin, dolaşın odalarına bakın; Yılanlar, akrepler, çiyanlar sonra gelin diyor nurşine, seydanın yanına gelin insan kılığına girmiş, fukara elbisesi giymiş padişahlar göreceksiniz, melaikeler göreceksiniz ama ne diyor gidin bide Paris’e bakın Paris bizim için nasıl Almanya, Paris bizim için nasıl gidilmesi görülmesi gereken bir yer üstad diyor ki; dışı hoş, içi pis! iğrenç! lanet bir şey! ama dışardan bakıyoruz, özeniyoruz diyoruz ki; Onlar bu yıl cari fazlası örmüşler yani o parayı normalde denkleştirmeleri, lazım yıl içerisinde tüketmeleri lazım. Kurumlar tüketememişler para ellerinde kalmış, fazladan para kalmış tartışıyorlar, niye tüketmediniz bunu tartışıyorlar, bizde yok diye tartışıyoruz onlarda fazla diye tartışıyorlar, bizi nasıl cezbediyor vay be Almanya ama buradaki gibi ezanlar okunuyor mu? buradaki gibi ortamlar var mı? yok dışı hoş, çok güzel Almanya. İçi pis! iğrenç! işte biz yanlış noktalardan bakıyoruz.

Bakın üstadımız diyor ki; En büyük mesele, imandan sonra, Allah’a iman ettikten sonra marifetleri görmek marifetullahı çözmek. İman çünkü cennetin anahtarıdır. Resulallah diyor; Cennetin anahtarı “Le İlahe İlallah” işte iman, Allah’a iman, dost istersen üstad diyor ki; Allah yeter o dost ise Her şey dosttur onu bulan her şeyi bulur, onu bulamayan başına bela bulur diyor yani Allah’ı bulamayan başına bela bulur. Evlat bela olur, iş bela olur, mutlu olmak için çabaladığı yaşamı heba olur. Olmuyor mu?  evdeki tartışmalar, kavgalar ne için? Eşya için evlilikler bitiyor, Ne için? eşya için doğru mu? Hep saçma sapan nedenler böyle bakıyorsun, meseleyi çözdükten sonra sana saçma geliyor. Bu meseleler, istikbal para değil gider, gençlik değil gitti, istikbal güç değil, bir hastalığa yakalanırsın gücün gitti. İstikbal ancak Allah’a iman ile olur. Allah’ın dinine intisapla bağlanmakta olur, o mağrifetleri anlamakla, algılamakla çözmekle olur.

İmamı Rabbani gibi bir zat böyle söylüyor; Tarikatların asıl meselesi iman hakikatlerin çözülmesi bu kadar, cemaatin asıl amacı bir insan daha Allah’a iman konusunda bir tık daha ileri gitsin bu kadar. Zikirler, tesbihler hep bunun İçin bir adam gelmiş, iki kere iki dört eder derecesinde Kur’anı Kerim den aldığı eczaları önümüze sunmuş;” Al hangi hastalığın varsa çöz” demiş, vermiş yani Allah bir Kulunu severse ona çok para mı verir? Büyük makamlar mı verir? Hayır Allah ona hidayet verir, Allah ona hikmet verir. O adam hikmete ulaştı, hidayete ulaştı, bitti en büyük zenginliği aldı. Sen Allah’tan razı, Allah senden razı dünya sana düşman olsa kaç yazar yahu 50 yıl yaşa en fazla, ama Allah senden razı bitti. Bu dünya sürgününden kurtuldun, buranın en lezzetli sahnelerini düşün, bin yıl burada yaşadığını düşün, cennetin 1 saatine bedel değil, ilk adım attığımızda cennete inşallah dünyadaki her şeyi unutacağız, sizi de unutacağım oysa ne için var bu İnsanlar? İlk sıraya Allah’ı koymadığımız da hem Allah’ı razı edemediğimizden onu kaybediyoruz.

Hem ilk sıraya neyi koymuşsak onu kaybetmişiz, kaybetmeye de devam edeceğiz. Evet İman-ı Billah içindeki Marifetullahtır yani Marifetullahı biraz daha açayım, adam yıllarca okuyor, doktora yapıyor, profesör oluyor gidiyorsun yanına diyorsun ki; Bu tohum nedir? Hocam ne tohumudur? adam profesörlüğü bitirmiş, yaşlı, böyle gözlük gözünde tohuma bakıyor, diyor ki; Onu hocama sorayım, hocam sen bu üniversitedeki en üst adamsın senin de mi hocan var? Tabi ki var diyor, kim? toprak toprağa atalım Bir-iki hafta geçsin gel bakalım bu tohumlar ne tohumu. Bu adamın makamı o tohumu ne tohum olduğunu bilecek makamda değil en büyük seçtiğiniz makamları düşününüz.

Bir gün Ceylan ağabey  biriyle konuşuyor biri diyor ki; İlk başta yerel yönetimde yer alacağım diyor, belediyede belediye yardımcısı olacağım, belediye başkanı olacağım, ondan sonra Milletvekili olacağım sonra diyor, ondan sonra Başbakan olacağım diyor, sonra diyor ben Cumhurbaşkanı olacağım diyor, Ceylan ağabey sonra diyor? ne sonra, sonrası yok ki, sonrası hiç diyor Ceylan ağabey diyor ki; Biz şimdiden o makamdayız, hiçlik makamı, soğan sarımsak bile ziraat mühendisi, yüksek ziraat mühendisi makama bak soğanı sarımsağı bilecek, domatesi bilecek bunlar artılar tamam, önceden biz bir domates yediğimizde ne güzel bir kokusu vardı, ye beni diye bağırıyordu o domates, yahu pul biber böyle döküyordun üstüne tuzu, döküyordun, iştahla yiyordun yani doğru mu? şimdi domates canın çekmiyor, pişiriyorum kabuk ayrı, sanki yapıştırmışlar bantlamışlar sanki kabuk ayrı, içindeki o domatesin kırmızılığı yok kabuktaymış kırmızılık, içi bembeyaz neymiş? biz ziraatte çok çok ileri gittik haram ettiniz her şeyi. Karpuz üretiyorlar böyle bu masa kadar karpuz var, yahu 10 kg 15 kg 20kg karpuz. Karpuz kesiyorsun hiç bir tat yok sünger gibi o süngeri yiyin belki o daha çok tatlıdır neymiş ziraatte çok ileri gittik.

Okuyor, okuyor, okuyor neymiş Diş Fakültesinde bir makamı var beyefendinin daha bir dişi takacak 50 kere gidip geliyorsun orayı deliyor, orayı kanatıyor içine vida koyuyor, Bir sürü Bir sürü bir şey yapıyor. Bir tane sahte diş oraya koyacak ve ben yine eskisi gibi şimdiki gibi kullanamayacağım. Arada bakıyorsun adam sakız çiğnedi unuttu diş sakızla birlikte çıkıyor neymiş diş fakültesi ne kadar büyük bir nokta. Bu gün ayağımız ağrıyor ortopedi bölümüne gidiyoruz bak bak ortopedi yahu onlar çözer. Sinir cerrahi bölümler açılmış ki vücudumuzu anlasınlar, bölümler açılmış ki bu vücudun normal hayatını seyretmesine devam etmesi için bu bölümler hizmet ediyorlar. Oysa bu bölümlerin tamamı, bu ilimlerin tamamı Allah’ın Alim isminin soluk bir tecellisi. Kim en üstün? Kim bu etin içinden dişi ağrıtmadan çıkarıyorsa en üstün odur. Kim bu vücudumuzda kanımızda bir pislik var, hiç bizi yormadan sağımız, solumuz dövülmüş olmadan kim temizliyorsa en üstün odur. Kim ben uyuyorken sıcaklığımı kontrol ediyorsa en üstün odur. bu gün çocuklarımızı tıp fakültesine, bu gün çocuklarımızı mühendisliğe feda ettiğimiz kadar Vallahi Billahi ve Tillahi Allah rızası İçin yetiştirseydik belki şu an bu durumda olmayacaktık. Herkesin yüzü gülecekti. Sokaklara bakın herkes birbirine düşman olarak bakıyor o diyor ki; onda çıkarım var, nasıl onu alayım, o adamla takılayım da arabasına bineyim, şununla takılayım da bir-iki lokma yemek yiyeyim buna dönüşmüşüz, çünkü biz Çocuklarımızı böyle yetiştirmişiz kendimizi Hep Bu Dünya metalleri İçin Kosturdik bı tane Kardeşimiz Buradaki dersler çok önemli lahika dersi çok çok Önemli adam lahika dersine Gelmemiş nie gelmedin İşte Biryerde akrabalarimla Yemek yedik 6 gibi yemek Yedik e 9 da başlıyor dersler e ben diyim gitmiyor muhabbet edeyim aynı Çocuk Şunu Diyor mühendis diyor okula geç kalmaz öğretmenimiz öyle dedi daha Otobüsler Çalışmadan Gidiyor durakta Bekliyor bu çocuğun suçu değil tabiki bu çocuk aslında suçludur da en büyük suç kimin kim bunu Bu Zihniyette yetistirmisse suc onundur imanı Billah Marifetullah güneş Hade birleşelim dünyadaki Herkez birleşsin Güneşi Çalıştıralım calistirabilirmiyiz gücümüz yetmez rica etsek yalvarsak yuce Allah’ın nur isminin Çok Sönük bir tecellisi yaw marifet noktasında Mühendis mi haşa ölçülendirmek bile yanlış marifet noktasında Allah’ı Görmemiz lazım Görmek içinde Allah’ı tanimamiz lazım. Allah bizzat değil, zatını değil onun bu dünyada ki bu kainattaki fiilerrini yaptığı işlerini onları görmemiz lazım bitirecek İman-ı Billah içindeki Marifetullahı cin ve insin cinlerin ve insanların en parlak saadeti asri saadet diyoruz değil mi? Arap yarım adası cehaleti içinde boğulurken bir güneş gibi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem doğmuş ve o cehalet asrını sokakta kız çocukları çırıl çıplak yıkanıyorlar, Kabe’nin etrafında dönerken üzerimizdeki elbiseler kirlidir diye atıyorlar, çırıl çıplak tavaf ediyorlar yağmur yağmadığında bir ineğin üzerine yakıt döküyorlar, yakıyorlar ki bu inek ölene kadar yağmur yağsın bu zihniyette. Akıl tamamen bitmiş putlara tapıyorlar işte bu put huzuru sağlıyor işte bu çocuk huzuru sağlıyor bu çocuk Kabe’nin huzurunu sağlıyor aynısı aynı put gibi buradaki put buradaki putla aynı bu makama gelmem lazım niye? Çünkü bu put beni o makama getirecek senin putun işte  makamın, senin putun makamı işte onunki helvaydı, aranızdaki sıkıntıyı giderecek işte bu putdur senin putun burada şimdiki mahkemeler nerede ya bu işin içinde ALLAH nerede ya Allah’ın izni ile kredi çekerek, Allah’ın izniyle onaylanırsa kredimiz diyor senin putun banka, senin putun para, senin putun kadın, senin putun çocuğun senin için ne ilk sıradaysa o senin putundur, senin ilahındır. Çünkü onun için yaşıyorsun, onun için koşuşturuyorsun ne dedi dedi ki üstad cinnü insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah, içindeki muhabbetullahtır. Muhabettullah Allah’ı sevmek sorsak herkes Allah’ı seviyor icraate gelince seven sevdiği için ona katlanır ama sevdiği için fedakarlığa katlanmıyor. Nasıl bir sevgi kızı seviyorsun kapısında bekliyorsun ya da kız seni seviyor senin için jilet milet atıyor eline senin için annesini babasını karşısına alıyor bu kişiler aynı zamanda Allah’ı seviyor ama namaz yok seviyorum diyorsun doğru mu arkadaşlar? sevgi nasıl olur biliyor musunuz sevgi kolay değil söyleyeyim yani basit bir şey değil, her işte Allah’ı bileceksin  Allah’ın marifetlerini tefekkür edeceksin her işte, her fiilde, her olayda sonra şuna benzer marifette ilim öğren öğren öğren araştır araştır biz Risale-i Nur okudukça böyle bu meseleler açıldı. Alçak yerde 50 km ile uçak gitse bu uçak uçabilir mi uçamaz mı? Uçamaz onun bir hız sınırı var o hız sınırına ulaşınca tekerlekler yerden kalkıyor artık o uçak gökyüzünde teyaran ediyor, işte gökyüzünde ter dökmek muhabbetullah öncesi neydi marifetullah bu marifetleri bu mesele öğrenince zamanla sen görüyorsun ki Allah senin için her şeyi yapmış gece uyuduğunda bile senin vücut sıcaklığını dengede tutuyor, sen uyuyorsun farkında değilsin nefes alışverişini devam ettiriyor yani seni annenden babandan her şeyden eşinden çocuğundan çok seviyor çok sevdiği için bu nimetleri ücretsiz bir şekilde, para karşılığında değil bir şekilde sana sunuyor. sen saadet istiyor musun evinde? Evinden önce içinde saadet istiyor musun? Tatlı bir nimet istiyor musun? hepimiz bunun için koşuşturmuyor muyuz o kadar paralar, bu kadar işler, bu kadar işte devlet memuru olmaya çalışmalar hep saadetli yaşayayım diye değil mi hep içinde bir mutluluk olsun kötülük sıkıntılı problem olmasın kimsenin tavuğuna kış demeyeyim diye değil mi ? Bende diyorum arkadaşlar o yol yanlış, yanlış bir yol eğer ki istiyorsanız her şeyiniz güzel olsun, ömrünüz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin zamanındaki asr-ı saadetteki gibi sadete dönüşsün vallahi Allah’ı tanımamız lazım billahi Allah’ın bu kainattaki tecellilerini, anlamanız, teşekkür etmemiz lazım tillahi o noktada artık siz Allah’a muhabbet etmeye başlayacaksınız en güzeli Allah’ı sevince hiçbir problem artık problem değil hayatımın altı üstüne geliyor, diyorsun ki hayatımın altı üstüne geldi sonra biraz zaman geçiyor diyorsun ki iyiki bu oldu çünkü üstü daha hayırlıymış çünkü onu tanıyan ve bilen zindanda dahi olsa saraydadır ama onu bilmeyen tanımayan sevmeyen sarayda dahi olsa mal mülk içinde olsa intihar ediyor işte görün, zindandadır diyor üstad ve ruhu beşer  için en kalbi insan için ensali sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzeti ruhaniyedir eğer ki o ehli dünya bilselerdi gece kalkıp kimse yok, herkes uyumuş gece kalkıp iki rekat namaz kılıp elini açıp Allah’la konuşmanın ne kadar tatlı olduğunu, ne kadar güzel bir şey olduğunu, ne kadar sevişi bir şey bir şey olduğunu bilselerdi her şeylerini feda ederler, her şeylerini feda ederler Almanya’da üst böyle akıl sahipleri toplanıyor zamanında 1950’li yıllarda diyorlar ki biz dünyaya nasıl saadeti getirebiliriz bu dünyayı savaşsız bir alana nsanların yaşayacağı bir ortamın nasıl çevirebiliriz herkes ittifak ediyor ancak diyor Hz Muhammed (s.a.v) onun o getirmiş olduğu kitapla ve onun o yaşantısıyla ancak yapabiliriz, başka yolu yok yıllar ilerlemiş biz nereye aşığız 1457 yıl öncesine aşığız ispat etmiş çünkü bütün hakiki saadet ilimden geçer arkadaşlar gerçekten saadet var mı? yalancı bir saadet var değil mi? genç kardeşlerimiz özeniyor, youtuber olacak paraya kaldıracağım diyor, ben diyor işte arkadaşların tarafından bilinecek, takdir alacağım diyor sahte bir saadeti var yalancı bir saadet oraya gerçekten saadet değil yani zillet yalancı bir saadeti var diyor ki; “Padişahı alem olmak bir kuru kavga imiş bir veliye bende olmak cümleden ala imiş” diyor Sultan Selim’in sözü padişahı alem olmak yani bu aleme padişah olmak bir kuru kavga imiş ama bir tane mürşide, bir üstada, bir hocaya birine bende olmak, birine dayanma cümleden ala imiş işte buradan alıyorlar.

Saadet yalancı, saadet ahir zamandaki dedim ya dışı hoş, içi pis arkadaşlar gençlik gidecek, afiyet gidecek, sağlık gidecek, makam gidecek, rütbe gidecek adam makamı var yıldızları var böyle askerin içinde yat diyor yatıyoruz, kalk diyor kalkıyoruz hele bir de yapma. Bu kâinatta kaç tane yıldız var ?Samanyolu galaksisinde sadece 200 milyar tane yüklü güneş kadar yıldız var Güneş dünyadan 1.300.000 kat büyük güneş ve dünya arasında 300 milyar ile 300 milyar arasında yıldız var, sadece samanyolu galaksisi. O emrediyor diye sabah namazı, öğlen namazı, ikindi namazı, akşam namazı, yatsı namazı gece sen bilirsin yakınlaşmak istiyorsan kıl diyor, emrediyor babamızın emrini hesaba aldığımız kadar, annemizi hesaba aldığımız kadar, küçücük çocuk bana çikolata al dediğinde onu hesaba aldığımız kadar Allah’ın emrini evet hesaba almıyoruz çünkü tanımıyoruz arkadaşlar suçlu değiliz en büyük suçumuz ne? tanımaya çalışmamak evet bütün hakiki saadet ve halis sürur ve şirin nimet ve safi lezzet elbette marifetullahta ve muhabbetullahtadır. Onlar onsuz olamaz Cenab-ı Hakkı tanıyan ve seven bakın daha önce dedi ki tanıyan sonra dedi seven öyle kuru kuru sevmez Cenab-ı Hakkı tanıyan ve seven nihayetsiz bir saadete ucu bucağı olmayan bir saadete bürünüyor adam nimete, envara(nurlara) esrara; ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır. bilkuvve ve bilfiil onları açıklayacağım  arkadaşlar çekirdek, flashdisk, Cd bunlar bilkuvve yani bunların içinde ne var cd de görüntü var flashdisk te ses var çekirdekte ağaç olma var hepsi bilkuvvedir. Bizim içimizde de islamiyetin Allah tohumlarını atmış  imanın ALLAH tohumlarını, faziletin tohumunu atmış hepsini tohumu var bilkuvve var. Ne dedi veya bilfiil ama ne yaptın sen  o CD yi diske taktın görüntüler çıktı. Neşrünemah oldu, o tohumu aldın toprağa attın suladın neşrünemah oldu ağaç oldu, meyve verdi. O flashdiski taktın bilgisayara orda o görüntüleri görmeye başladın yani ne yaptın, bir fiil yaptın Allah senin içine bu kadar güzel özellikler yerleştirmiş, sen onu islamiyetin suyu ile yikamıyorsun böyle güzel ortamlarda o tohum diyelim, o tohumu neşrünema yapacak harekete geçmiyorsun gözünü dikmişsin avrupaya, gözünü dikmişsin dışarıya içeriye bak içeriye Allah içeridekinden razı olacak, dışarıdakinden değil içeriye girmemiz lazım içerideki o tohumu sulamamiz lazım o tohum ne oluyor toprakta bazen toprağı  eşeliyorlar değil mi? Tırmığı vuruyorlar böyle o toprağa zahiren eziyet ediyorlar. İki tokatta burda ye ne olacak yani belki o tohumun patlar, belki kamil bir müslüman olursun. Ne olacak yani “Onu hakiki tanımayan, sevmeyen; nihayetsiz şekavete, alama ve evhama manen ve maddeden mübtela olur. Evet şu perişan dünyada avare, nev-i beşer içinde(insan topluluğu içinde) semeresiz(meyvesiz) bir hayatta, sahipsiz, hamisiz bir surette aciz miskin bir insan bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.” padişahı alem olmak bir kuru bir kuru kavga imiş, bir veliye bendu olmak cümleden alâ imiş diyor ki, yedi kıtayı elde etmiş bir adam diyor bunu, işte bu avarei nev-i beşer içinde bu perişan fâni dünyada insan sahibini tanımazsa, malikini bulamazsa ne kadar biçare, sergerdan olduğunu herkes anlar. anladık değil mi? boş hikaye daha fazla konuşmaya gerek yok. Eğer sahibini bulsa, malikini tanısa o vakit rahmetine, kudretine dayanır, o vahşet günü bir tenagühaza döner ve bir ticaretgah olur. Onu Allah rızası için Allah’ın hakkıyla tanıyanlardan olalım inşallah hakkınızı helal edin.

Tags:
Yorum yap
Tıkla gönder.
1
Hızlı iletişim ;)
Merhaba https://mavera.com.tr/2020/06/25/mutlu-olmak-icin-ne-yapmaliyim-4-oneri-mehmet-ede-2 üzerinden ulaşmaktayım.