KUSURA BAKMA !

Merhaba. Daha önce yüzüne karşı hasta olduğunu sana kimse söyledi mi?
Kusura bakma ben söyleyeceğim. Çünkü hastasın. Hastayız. Toplum tamamen hasta. Bu koronadan, kanserden daha berbat. Ne mi o hastalık? Önce sana şunu anlatmak istiyorum: Hastasın, kalbinde bir hastalık var, kalp hastalıkları uzmanına görünmek istiyorsun, hastaneye gidiyorsun, kapıda bir güvenlik. Güvenlik kravatını takmamış. sonra içeri giriyorsun temizlikçi, temizliğini düzgün yapmıyor. Ondan sonra sıra numaranı alıyorsun, sıra sana gelince içeri bir giriyorsun doktor ayrı bir havada. Doktor doktor da kafana yatmıyor, oradaki hemşire de kafana yatmıyor. Sen diyorsun ki bırak bu kalp hastalığından öleyim, hastaneyi terk edip gidiyorsun. Eder misin? Tabii ki etmezsin. Ne yaparsın? O adamın kravatıyla, o temizlikçinin yaptığı yanlışla, hemşirenin doktorun ilişkisiyle ilgilenmezsin bile. Sen sadece tedavi olmak için koşturursun. Hem hasta olan bir insan sadece hastalığı için hastaneye gider. Başka ne için gider? Sen de hasta olduğunu bildiğin için tedavi yolunu seçiyorsun. Arkadaşım! Şu an söyleyeceklerimi iyi dinle. Sen kalp hastasısın. Hepimiz kalp hastasıyız. Ama maddi kalp değil, manevi bir kalbin hastasıyız. Hepimiz bundan kurtulmak isteriz değil mi? Ben size bugün kalbinizdeki hastalığı göstereceğim, meseleyi çok iyi anlamış olacaksınız. Nasıl ki kalbinde maddi olarak hastalık olan bir kişi kalbini düzeltmek için doktora gider, oradaki kusurlarla ilgilenmez. Ey Kör nefse sahip olan insanlar, bizler! Niçin bir camiye gittiğimizde, dini bir sohbete katıldığımızda, oradaki o sohbeti veren imamın veya o sohbeti veren hocanın anlattığı ayetken, Allah’ın kelamıyken, hadisken, Resulullah’ın (s.a.v) sözüyken, büyüklerimizin, alimlerimizin sözleriyken, biz niçin orada o anlatan adamın hatasına, o anlatan adamın konuştuğu bir kelama odaklanıp kalıyoruz? Oysa Allah bize bu ayetleri göndermiş ki anlayıp amel edelim hayatımız değişsin, Resulullah’ı (s.a.v) örnek alalım ki hayatımıza bir şeyler geçsin. Ama öyle bir nefse sahibiz ki bir adam zenginse istediği gibi hovardalık yapıyor, herkes bunu kutluyor. Ama bir adam Allah’tan bahsediyor, Allah’ın bir ayetinden bahsediyor, bizim bu kör nefsimiz o kişinin kusuruna odaklanıyor. Oysa orada konuşan Allah’ın kelamı, bizim onu almamız lazım. Arkadaşlar, o yüzden müslümanlar birbirlerini sürekli bozmaya, birbirleri hakkında konuşmaya başladılar. Niçin rahmet gelmiyor? Allah niçin bize acımıyor? Çünkü biz yeryüzündekiler, birbirimize acımıyoruz, hep birbirimizin kusurunu, hatasını arıyoruz, o cemaat niye şöyle, o tarikat niye böyle, bu oluşum niye şöyle diye sürekli bir arayış içerisindeyiz. Ben size hastalığınızı söylüyorum. Dönün iç aleminize. İç aleminizde sizi yiyip bitiren bir canavar var. O canavarla yüzleşin. Kalbinizin batınındaki, yani içindeki hastalıkla yüzleşin. O kör nefisle yüzleşin. Arkadaşlar, o kör nefisle yüzleşmek zorundasınız, zorundayız. Biz müslümanlar olarak birbirimize destek olmazsak Allah da bize gücünü göstermez, belki Allah bizi bundan ötürü helak da edebilir. Son zamanlarda başımıza olayların gelmesi, dertlerin gelmesi, çekirge istilası, korona virüsü, yarın belki başka başka şeyler de göreceğiz, belki kıtlık da gelecek, insanlar marketleri bitirmeye başladılar. Bunlar neyden ötürü ortaya çıkıyor? Bunlar aramızdaki o muhabbetin ölmesinden ötürü ortaya çıkıyor. Çünkü biz hastaneye gittiğimizde, o hastanede görevli olan ekiple ilgilenmeyiz, onların kusurları ile ilgilenmeyiz, hastalığımızı çözmeye çalışırız.
El vicdan! El vicdan arkadaşlar! Bir camiye gittiğinizde, bir dini ortama gittiğinizde kalbinize yarayacak meseleleri alın. O kişinin kusurlarına, o kişinin yanlışlarına odaklanmayın. Gelin arkadaşlar, o batınımızdaki hastalıktan da kurtulalım. Artık kendi kusurumuza odaklanıp kendimizi düzeltelim. Çünkü “Arifler hep kendileriyle ilgilenirler, ama cahiller hep başkalarıyla ilgilenirler.”
Kusur görenindir 🙂

Tags:
Yorum yap
Konuşmayı Başlat
Merhaba, bizimle Whatsapp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Powered by