Genç Adamın İbretlik İmtihanı – (İmtihanın Böylesi) – Kıssadan Hisse

  • Home
  • Blog
  • Genç Adamın İbretlik İmtihanı – (İmtihanın Böylesi) – Kıssadan Hisse

Selamun aleyküm arkadaşlar, ben Mehmet Ede. Yaşanmış bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Günün birinde bir genç adam var, evli ve 4 yaşında bir çocuğu var. Bu adam her gün aynı saatte kalkar, her zaman aynı saatte kahvaltısını yapar ve işyerine her zaman tam vaktinde ulaşır. Bir gün yine kalkıyor kahvaltısını yapıyor. Tabi o gün hava çok soğuk. Kahvaltıdan sonra eşinden hayır duasını alıyor ve bu genç adam yola çıkıyor. Tabi vakit az kalmıştır, hava da soğuk olduğundan hızlı bir şekilde iş yerine yetişmeye çalışıyor, derken peşmurde yaşlı bir adam onu durduruyor, “Dur!” diyor. O da bakıyor ki yaşlı adamın üstü başı yırtık hemen para uzatıyor. Tabi adam elinin tersiyle itiyor, bir şeyler fısıldıyor bu yaşlı adam. Genç adam diyor ki:”Bak amcacığım ben geç kaldım, o yüzden al bu parayı istersen kendine ekmek al, istersen katık al bir şeyler al ama beni bırak”. Yaşlı adam yine bir şeyler fısıldamaya devam ediyor. Genç adam kulağını yaklaştırınca yaşlı adam şunu söylüyor:”Genç adam, bana ekmek al”. Diyor ki: “Amcacığım bak ben geç kaldım, al şu parayı istediğini alabilirsin”. Diyor ki:”Hayır, sen bana ekmek alacaksın”. Adam bakıyor yaşlı, yürüyecek hâlde değil, fırınları dolaşıyor ekmeği alıyor yaşlı adama uzatıyor, bir de üstüne para uzatıyor. Yaşlı adam, o genç adamın gözlerinin içine bakıyor. Sanki tam kalbinin içine cevap veriyor, diyor ki:”Hadi yine iyisin. Başına büyük bir musibet gelecekti bundan kurtuldun”. Tabi az önce heyecanlı olan genç adam bir anda böyle şaşırıyor. Neyse, bakıyor ki yaşlı adam yok. Sağa sola bakıyor, arkasına bakıyor önüne bakıyor yok. “Allah Allah” diyor, “acaba ben hayâl mi gördüm?”. Elini cebine atınca paranın eksik olduğunu görüyor. Neyse, oradan hızlı bir şekilde iş yerine gitmeye devam ediyor. Sanki yollar kısalıyor. İş yerinde dalgınlık hâla devam ediyor. Öğle vakti gelince bir anda telefon geliyor. İş yerinin müdürü hemen o işçiyi, o genç adamı yanına çağırıyor. Gidiyor; “Buyrun efendim”, diyor ki;”Hemen telefona bak, eşin telefonda bekliyor”. Telefonu kaldırıyor, eşi diyor ki:”Oğlumuz…Kamyon…Hastanedeyiz…” telefon kapanıyor. Adam hemen taksiye biniyor, hastaneye gidiyor. Hastaneden içeri girer girmez çocuğunu görüyor, gözünü buruşturuyor, diyor “Acaba ben yanlış bir şey mi görüyorum, kamyon geçmişti çocuğumun üstünden ama çocuğumun sadece yüzü çizilmiş. Nasıl o kamyonun altından bu çocuk sağlam çıkar?”. Ağlamaya başlıyor. Daha sonra bu genç adam sabah o yaşlıyla yaşadığı meseleyi hatırlıyor ve zerreleri adedince Allah’a şükrediyor. Bu meseleyi çocuklarına, tanıdığı herkese anlatmaya başlıyor. Diyor ki devamında bu genç adam:”Ben” diyor, “şunu anladım ki yaptığımız küçük hayırlar, büyük musibetleri ya bizden alıyor ya da büyük musibetleri küçüğe çeviriyor”. Evet arkadaşlar, bizim de zaman zaman başımıza böyle problemler, imtihanlar geliyor. Çoğumuz gafletten dolayı imtihanda olduğumuzu unutuyoruz. Bakın Allah rızası için, aile içerisinde mahalle aralarında komşuluk hakkı, baba hakkı, anne hakkı, kardeş hakkı, müslümanların birbirlerinin üzerinde olan haklarını tamamen unuttuk. Biri elini açıyor bize, yüzümüzü çeviriyoruz, görmezden geliyoruz. 1 lira istiyor, bir ekmek istiyor, biz görmezden gelip hemen oradan uzaklaşıp gidiyoruz. Ya başımıza o gün büyük bir olay gelse? ağlamaya başlayacağız. Oysa, bu genç adamın meselesini hatırlayın, bizim de başımıza büyük bir olay gelmeden önümüze gelen o küçük fırsatları değerlendirelim. 1 lira ne sizi fakir eder ne de o adamı zengin eder. Ama sizin başınıza açılacak olan büyük bir davayı belki küçültür, belki bertaraf eder. Yani arkadaşlar şunu unutmamamız gerekiyor; komşularımızın üzerimizde hakkı var, arkadaşlarımızın, dostlarımızın üzerimizde hakkı var. Hatta sokakta giderken o küçük çocuğun veya o yaşlı amcanın, yaşlı teyzenin elini açıp “Allah rızası için” dediği o kadının, o adamın, o çocuğun üzerimizde hakları var. O yüzden biz onların haklarını verelim. Hiçbiri tesadüf değil. Bunların hepsi Allah tarafından kurgulanıyor ve bizi imtihana tabi tutuyor. Gelin imtihanımızı kolaylaştıralım arkadaşlar. Resulullah’ın (s.a.v.) şu hadisini unutmamak lazım ” sadaka belayı, musibeti def eder”.
Sadaka bazen parayla, bazen gülümsemekle oluyor. Hadi birbirimize sadaka verelim 🙂 Selâmetle kalın.

Tags:
Yorum yap
Konuşmayı Başlat
Merhaba, bizimle Whatsapp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Powered by