Bu gözün sahibi sen olamazsın! – Kısa Blog – Mehmet EDE

  • Home
  • Blog
  • Bu gözün sahibi sen olamazsın! – Kısa Blog – Mehmet EDE

“Elinizde olan emanetimi bana satınız.”(Tevbe/111).
Beden senin mi? Göz senin mi? Dil senin mi? El senin mi? Ruh senin mi? Bu hissiyatlar, bu bendeki şeref bana mı ait? Hepsi benim mi? Hiçbiri benim değil! Emaneten bana verilmiş. Bi’ enaniyet bana ait. Onu da O vermiş, yine onun yani. Emaneten bana verdiği malı satın almak istiyor. Çok ilginç değil mi? Mesela bunu okuyan kişi, sana emaneten 1 yıllığına bir bina bırakıyorum, kira geliri de sana ait diyorum, istediğini yap 1 yıl boyunca diyorum. Yarın pişman oldum geldim yanına, dedim ki “Bu binayı yıllık olarak kiraya versen normalde ne kadar?”. Sen de misal 10.000 TL dedin. Ben de bu sefer “Al bu 100.000 TL’yi, 1 yıl boyunca da ben çalıştıracağım, 1 yıl boyunca kazandığım para ne kadarsa onu da sana vereceğim.” dedim. Kabul eder misin etmez misin? Arkadaşlar bakın biz bu üzerimizdeki gözü, aklı, enfüsi alemimizdeki bir sürü olan cihazatları yolda mı bulduk? Biri kaybetmişti de ondan mı aldık? Birinin evinden mi çaldık? Gözü nerede diktik ya? Kulağı nerede hallettik? Dili nerede yapıştırdık? Hiçbirini biz elde edememişiz, Allah bize emaneten vermiş. Ama ne diyor? “O emanetimi bana satınız.” diyor. Bakın, Allah muhafaza haramlarda devam edersek, yanlışlarda devam edersek; cep telefonu niçin yapılmış? İletişim kurmak için yapılmış. Sen desen ki ben bunun üstüne bineceğim araba olarak beni götürecek. Götürür mü? Üstüne bastığın an ekranı kırılır değil mi? Doğru yerde kullanmadın. Çorap ayağına giymek içindir, sen kafana geçirirsen doğru yerde kullanmış olmazsın. Pantolon üretmişler, senin bacağını geçirmen lazım ama kollarını geçiriyorsun, doğru yerde kullanmadın. Doğru yerde kullanmadığın için, sen hakkıyla o eşyadan istifade edemedin. Allah da bizi, sırf ona kulluk edelim, ibadet edelim diye yaratmış. Şimdi, doğru yerde kullanmazsak ne oluruz? Cehenneme lazım olacak bir lazımlık oluruz. “Bütün o aza ve âletlerin ibadeti…”, gözün ibadeti ayrı, kulağın ibadeti ayrı, dilin ibadeti ayrı, aklın ibadeti ayrı. Allah bunların hepsini vermişse, bunların hepsinin de ibadet noktası var. Bizde böyle özellikler var, doğru yerde kullanırsak kâra geçiyoruz. Yanlış yerde, nefsimizin hesabına kullanırsak, bu sefer zarar ediyoruz. Biz acizliğimizi ve fakirliğimizi unutmayacağız. “Beşinci hasaret: Hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen akıl, kalb, göz ve dil gibi güzel hediye-i Rahmaniyeyi, Cehennem kapılarını sana açacak çirkin bir surete çevirmektir.”(RNK/Sözler). Demek ki biz cehennem kapısını açmak için ne yapıyoruz? Bakın, namaz kılmak bedava, parayla değil doğru mu? Abdest almak bedava, parayla değil. Ama zina etmek parayla. Ama içki içmek parayla. Yani insanlar paralarıyla, mallarıyla cehennemi zorluyorlar. Cehennemi talep ediyorlar. Ama cennete girmek bedava. Ama sonsuz hayatımız huzur içinde geçecek. İstemiyoruz. İstemediğimiz için nefsimizin arzuları daha çok baskı kuruyor üstümüze. Nefsimizi dinliyoruz, Rabbimizi dinlemiyoruz…

Tags:
Yorum yap
Konuşmayı Başlat
Merhaba, bizimle Whatsapp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Powered by