Mavera İlim ve Kültür Derneği

Cevapsız Çınlama – Mehmet EDE

Haliniz vaktiniz yerinde, en sevdiğiniz kişiyle evlisiniz ve şu an çocuk bekliyorsunuz… Eşinizin tatlı tripleri… İş yerindeki prestijiniz… Aile içindeki sevimli ve masum yapınız…
Herşey gayet güzel gidiyor, artık çocukta doğmaya bi 10 15 gün kalmış, sizin bir yandan isim arama telaşınız, eşinizle aranızda tatlı bir atışma ve isim kavgaları, kavga dediysek tuzu biberi olandan ağız burun kırandan değil.
Babanız şehrin sayılı zenginlerinden, aynı zamanda yardım sever. Anneniz tontiş bir ev hanımı… Kız kardeşiniz geçen ay evlenmiş… Küçük kardeşiniz Özel okulda okuyor…

derken bir gece
Eşiniz aniden sancılandı, çok fazla telaş etmeye gerek yok, nasıl olsa çocuk geliyor bunlar onun sinyalleri diye birazda heyecanla hastaneye koşuşturuyorsunuz…

Doktor, korkmanız gereken bir şey yok, doğum sancılarıdır desede sizi sarıp sarmalayan korku gittikçe artmakta ve kalp atışlarınız duyulmakta…

Annenizi aradınız, durumu anlattınız, korkmamanız gerektiğini baban ile birlikte hemen çıkıp geleceklerini söyleyip telefonu kapattınız..

Hastanede korkuyla beklerken aniden eşinizi yoğum bakıma kaldırıyorlar, o sırada televizyonda aile içi cinayet haberi yayınlanıyor ve kız kardeşinizin kocası tarafından bıçaklanarak öldüğünü görüyorsunuz…
Telefon çalıyor, telefon çalmaya devam ediyor, telefonu açınca küçük kardeşinizin ölüm haberini alıyorsunuz..

Şimdi çok sevdiğiniz eşinizi mi düşünmelisiniz yoksa… kız kardeşinizi küçük kardeşinizimi düşünmelisiniz… derken başınız dönüyor ve ayaklarınızda derman kalmıyor ve kendinizi yere bırakıyorsunuz.

Cenaze işlemleri mi, eşin durumu mu… tahayyülde kalıyorusunuz…
En büyük destekçiniz anne ve baba, onlarda zaten bitkin…
Onlarda bu durum karşısında yaşlı oldukları için kalp krizinden ölüyorlar…
Artık o sevimli hayat kana bulandı… Artık aylardır hastanedesiniz, çünkü eşiniz bitkisel hayata girmiş ve çocuğunuzda zehirlenerek ölmüş…

İlk günler taziye ve hastaneye iş yerinden arkadaşlarınız gelsede, artık sadece siz ve sorunlarınız baş başa kalıyorsunuz…

Oysa Dünya hayatında çıkmak isteğiniz merdivenler vardı, hem herşey yolundaydı, ne oldu da bu oldu diye düşünüyorsunuz…

Artık hiçbir şey umurunuzda değildir!
Sadece eşinizin yeniden eski hayatına dönmesini istiyorsunuz…
Lakin o üzücü olayda başınıza geliyor… Eşiniz de hayata gözlerini yumuyor…

Risale-i Nur:
Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahipsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır. Hem madem * sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.
Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.

Yorum Yap

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 12 aboneye katılın

Twitter Akışı

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 12 aboneye katılın